Showing posts with label Kadın. Show all posts
Showing posts with label Kadın. Show all posts

"nazlı daha çok küçük, ama işe yarıyor"


Aşağıda alıntılayacağım şiir epey uzun çünkü alfabenin baş harflerinden isimler seçilerek dizayn edilmiş ve adı da "Kalabalık Aile", Hayat Bilgisi 3. sınıf kitabından, Firdevs Gümüşoğlu'nun "Ders Kitaplarında Cinsiyetçiliğin Seksen Yıllık Serüveni" adlı araştırmasından. Toplumun kadına ve erkeğe biçtiği rollerin, kişilik özelliklerinin özeti gibi. Bakalım siz ne düşüneceksiniz.

Aysel minik bir kızdır. Her sabah erken kalkar;
Yüreğinde herkese karşı büyük bir sevgi var.
...
Can güzel romanlara, şiirlere meraklı,
Çok ünlü bir yazıcı olmakta onun aklı.
Çetin daha şimdiden kaptanlığa heveste,
Bu ayıp değil ya, bir heves var herkeste.
Duygu terzi olacak onun aklı dikişte
O da ilerleyecek umarım ki bu işte.
...
Güngör, ya mühendis yahut mimar olacak;
Sadece bu işlerden hoşlanır o da ancak.
Hale, nazlı bir kızdır ne konuşur, ne güler,
İki yanından sarkar ipek saçlı örgüler.
Işık'sa yumuşacık nazlı ve şirin bir kız.
Pek çabuk hastalanır, hiç zora gelmez yalnız.
...
Nazlı daha çok küçük, ama işe yarıyor,
Ortalık süpürüyor, toz, örümcek alıyor.
Remzi keskin bakışlı, korku bilmez kahraman.
Bütün kardeşlerinden daha çetin ve yaman.
Şükrü küçük bir subay, şimdiden asker gibi,
Yürüyüşü gezişi bir kahraman er gibi!
*

Ya işte öyle!

(Not: Bold ve italikler bana ait.)


Sokaklar Bizimdir Hesap Sorulmaz, 12'den Sonra Büyü Bozulmaz

 

Bu akşam ben de kadınlarla birlikte sokakta, tünelde, meydanda kadın başıma parti yapıyorum!
 
8 Mart gecesi sokaktayım, arkadaşlarımla birlikteyim, eğleniyorum. Tüneldeyim, meydandayım. Omuz ya da laf yemeden, duvarlara itilmeden, karaltılara aldırmadan ilerliyor, alt geçitlerden geçiyorum. Korkumu yatıştırmak için cebimde telefonumu aramıyorum elimle. Hep sıkı sıkı sarıldığım kocaman çantamı da evde bıraktım. Erkek gibi yürümeye çalışmıyor, bana çevrilen bakışlardan kaçmıyorum. Geldiğim bu yerde birini bekliyormuş gibi yapmak zorunda değilim, tek başıma ya da arkadaşlarımla ya da bir kadının eli elimdeyken. Issız köşelerden kaçmadan, görünmez olmak için çabalamadan, bir erkeğin koruyucu kolu olmadan, kendi kendime rol yapmadan ilerliyorum.

Meydan okuyorum, meydandayım, meydan okuduklarıma maruz kalmamak için geldim buraya.... Yerleştiğim kente bağlanıyor, gecenin ve sokağın tekinsiz kalbinde şarkılar söylüyorum. Tüm gün sakınmadığım adımıma hız veren korku değil, bir kutlamanın coşkusu. Kaşlarımı çatmadan, kendi kılığımda eğleniyorum.

İnerken arkamda bıraktıklarım ve çıkarken karşılaştıklarıma, bana sokulmaya çalışan korkuya, karanlığa, bunlara rağmen buradayım. Gecenin sonunda eve vardığımda, güvende olduğuma dair haber bekleyen hiçbir arkadaşımı "çaldırma" ihtiyacı duymayacağım.


Telaşımı heyecanımda yok ettim, ışıkta duruyorum ve gülümsemekten imtina etmiyorum.

“Sokaklar Bizimdir Hesap Sorulmaz, 12'den Sonra Büyü Bozulmaz”